Sıfırdan başlayıp ilk büyük patronumu yenene kadar
Blox Fruits yolculuğumdan bahsetmem gerekiyor çünkü bu oyunu sevmemi sağlayan yolculuktu. Tamamen kayboldum, her şeye karşı ölüyordum, meyve ya da kılıç hakkında hiçbir şey anlamadan. Yavaş yavaş seviye atladım, en zayıf hayvanları seviye atlattım, ta ki bir gün parayı biriktirip ilk iyi meyvemi alana kadar. O andan itibaren her şey değişti. Haritadaki bosslarla yüzleşmeye başladım, başta çok dayak yedim ama her daha güçlü döndüğümde inanılmaz bir tatmin oluyordum. İlk kez beni sürekli öldüren büyük bir patronu yendiğimi hatırlıyorum, şafakta sevinçle bağırdım haha. Bu oyunun güzel yanı, ısrar ettiğiniz için sizi ödüllendirmesi. Her seviye, her yeni meyve, her açtığın her deniz gerçek bir başarı gibi hissettiriyor. Bugün oldukça ilerledim ama yine de her gün geri dönüyorum çünkü her zaman yeni bir şey oluyor. Şimdi başlıyorsan, ilk birkaç seviyede pes etme, oyun çok daha sonra açılıyor. Her saat, kalpten değer.